Eğitim şart. Bir diplomanın ötesinde, kültürel, sosyal, milli, psikolojik bir eğitimdir şart olan.
Ayır bir kenara; provakatörünü, şiddet yanlısını, terör uzantılarını ve illegaliteyi baş tacı edenleri, geriye kalanların ne kadar eğitimli, bilinçli oldukları anketlerde ortaya çıktı.
Ömrünü kafasını kuma gömerek yaşayanlar, ömründe bir kitabın dahi sayfasını çevirmeyenler, sokaklardaki insanların içlerindeki niyetin tümden “kötü’’ olduklarını sorgulayamazlar.
Eğitim şart. Milli eğitimin kişi başına ayırdığı 142 dolar ile eğitim olmaz. Verilen, dayatılan, uygun görülen eğitim de “Tarzan-Ceyn’’ “Ceyn-Tarzan’’ dan ileri gitmez.
Bir bütündür eğitim. Ailede başlar, okulda devam eder, toplumda olgunlaşır, sosyal hayatta serpilir ve kişinin kendi iradesinde nihayetlenir.
Belirleyicileri vardır eğitimin. Dolaylı olarak MEDYA en etkililerindendir. Gündüz başlayıp, akşama kadar, bol gerdan kırmalı, çalgılı çengili, dedikodulu ceviz kabuğunu doldurmayan programlar ile akşam edilir. Akşam “ayıp olmasın’’ diye haber ki; o da yanlı, güdümlü ve fincancı katırlarını ürkütmeden yapılanından. Sonrası; salya sümük ağlamalı, Türkçe’nin katledildiği ve birbirinin kopyası diziler, yabancı kanallardan aşırma ve devşirme yarışmalar, falanlar filanlar… Uyumayan halkımı, ayakta uyutan madrabazlıklar. Polat ALEMDAR; vursun, kırsın, kele kessin, ahkam kessin, sözde sosyal mesajlar versin, filmde aslan kesilsin, canlı kamera karşısında, gözüne lamba vurulmuş tavşan gibi pıssın kalsın. İki kelimeyi bir araya getiremesin. Topuğa sıkmak ayrı, işkembeden kelimeler sıkmak ayrı, Sayın Alemdar; 7’den 70’e milli kahraman gibi itibar görüyor. Ama birer “Kağıttan Kahraman’’dır oysa.. Ama etkiler yine de insanları, daha çok gençliği. O’na özenenler, mahalle aralarında haraç keser, racon keser. Medyanın hayali eli’dir oysa bu. Beyin yıkarken, renklilere ayrı, beyazlara ayrı zaman ayırmazlar. Topyekün prototip insan yaratma mekanizmalarıdır her biri. Eskiden “uykudan önce’’ de çıkan MUSTİ daha faydalı idi, sosyal mesaj vermek ise maksat.
Kaç tane kültür merkezi, sinema, tiyatro, kütüphane, sergi açılmış yurdumda? Kaç tane internet kafe, yer altı kumarhanesi, ismi yabancı, cismi yabancı, kültürü yabancı bar, club, fast-food, AVM açılmış? Bakın istatistiklere. Daha da açılsın diye istiyorlar.Yozlaşmanın tapınakları yapılırken, kültür ve eğitim adına kaç kıl kıpırdatılmış? Ama birilerinin biryeri’nin “KIL’’ı olmak bazılarının gururu iken, kıldan tüyden meselelere yönlendirilip uyuyan, uyutulan nesil nasıl suçlu olsun?
Her şeyde olduğu gibi eğitiminde nihayeti; para para para. Asgari ücret 800 TL, emekli maaşı 1000 TL olunca, çocuk okutmak çok bilinmeyenli bir denklem. Bir üniversite öğrencisinin aylık maliyeti aileye en az bir asgari ücret kadar. Bırak üniversiteyi, ilkokula giden çocuğunun beslenmesine simit koyamayanlar var. “Kitabını beleş verdik ya’’ demekle ya da, üç beş kutu süt dağıtmak ile hallolmuyor tüm mesele. O değil de bir gün inekler sütünü helal etmez ise ne olacak?
Ama belki de bu tür bir gençlik ve toplumdur istenilen, kimbilir? Üretmeyen, sormayan, sorgulamayan, hesap sormayan, hak aramayan, ne verilirse ona razı bir toplum. Öyle ya. “Sen hiçbirşeyi düşünme, yeşil kartın benden, unun, nohut’un, kömürün, hatta 3-5 kuruş da cep harçlığın benden, sen yeterki gel meydanlara, avaz avaz bağır yolun yolumuz’’ diye. “Gerisini bana bırak. Ben senin yerine de düşünür, senin yerine de gerekeni yaparım’’ Kalıplaşmış bir topluluk özlemi var işte. Yapacak bir şey yok. Yoksulluğun CAN yakan yanını, CAN alıcı olarak kullanmak var. Ne kadar muhtaç insan var ise, muhtaç olduğu sürece, ekmek senin elinde oldukça senin yörüngendedir. Klasik hesap budur.
“Siz yardım edilmiş yoksulluk istiyorsunuz, biz ise ortadan kaldırılmış yoksulluk istiyoruz’’ demiş, büyük yazar Victor HUGO. Farkı fark edebilenlerin zincirlerini kırmasını istemeyenler, biat kültürünü oluşturmuş ve hak aramayı; ucuz etiketlerle ucuzlaştıracaklarını zannediyorlar.
Eğitim şart hem yönetilenlere, hem yönetenlere. Bir bakan’ın son sözleri özetliyor tüm yaşananları; “Eğitim seviyesi arttıkça, bize güven azalıyor, onları ikna etmemiz lazım’’... SAYGILARIMLA.