HAYMANA GAZETESİ
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi
Ramazan DOĞAN

YENGEÇ DANSI

24-07-2026

Toplumun dinamiklerini esas aldığımızda tarihin eski metaforlarıyla olan paralelliği gözlerimizden kaçmıyor. Tarihin en eski metaforları arasında yer alan Yengeç Teorisi, toplumumuzun sosyolojik argümanlarıyla birebir örtüşmektedir. Yengeç Teorisi "ben başaramıyorsam sen de başaramazsın" zihniyetini ifade eden psikolojik ve sosyolojik bir metafordur. Bir yengeç kovadan tırmanıp kaçmaya çalıştığında, diğer yengeçlerin onu aşağı çekmesi hikâyesinden adını alır. İnsanlar arasında kıskançlık, rekabet ve haset nedeniyle başarılı bireylerin engellenmesini tanımlar.

Bu metaforun detaylarına indiğimizde acı gerçekler yüzümüze çarpmaktadır. Boş bir kovanın içerisine bir tane yengeç atarsanız kolayca tırmanıp çıkacaktır. Bu kovaya ikinci bir yengeç attığınızda birbirleriyle azda olsa uğraşacak ve daha sonra ikisi de kovadan tırmanıp çıkacaklardır. İkinci, üçüncü, dördüncü yengeç derken kovaya atılan her yengeç sayısı diğerlerinin tırmanışını imkânsız hale getirmeye başlayacaktır. Kurtulmak için her bir yengece bir öteki yengeç müdahalede bulunacak onu aşağı çekecektir. Kovadaki yengeçler birbirleriyle uğraşmaktan bir diğerinin başarılı olmasına müsaade edemeyecektir. Ayağına taş bağlanmış insan nasıl ki suyun altına batmamak için daha fazla güç uygulamaya çalışıyorsa kovadan çıkmaya çalışan yengeçte de aynı durum söz konusudur. Basitçe kovadan çıkıp başarılı olması mümkünken bir diğer yengecin aşağı doğru onu çekmesi çıkmaya çalışan yengecin fazladan güç uygulamasına sebep olmakta, bir seviye sonra gücünün bitmesi ve başarısız olmasına neden olmaktadır.

Maalesef özellikle bizim gibi küçük yerleşim yerlerindeki toplumlar tam anlamıyla yengeç teorisindeki durumun karşılığıdır. Toplumda başarılı olma adayı olan kişilerin kovadan çıkmasına izin vermiyoruz. Suyun içinde yer alan bireyin ayağına taş bağlayarak sudan çıkmasını engellemekle kalmıyor batmasına yol açıyoruz. Sonrada hiçbir şey olmamış gibi ‘’kovadan çıkmak istedi de biz mi tuttuk?’’ , ‘’ sudan çıkıyordu da biz mi engel olduk?’’ gibi söylemlerle yine kendimizi aklıyoruz. Bu gerçeği kabullenmek zorundayız.

Bizler kendimizden olmayanın başarılı olmasını istemiyoruz. Her başarısında bir kılıf uyduruyoruz. Bizden olanları ise başarısız olsalar bile problemlerini görmezden geliyoruz. Bizleri eleştirenleri susturmak için sürekli bir yol arıyoruz. Kişisel menfaatlerin zirve yaptığı toplumda farklı bir sonuçta beklenemez elbette. Düşüncelerin art niyetli kaldığı bir yerde her tarafa saray yapsan ne fayda edecek. Yapılan saraylar zihniyete kurban gidecek. Benim için değişim ve gelişim fiziki yapılardan ziyade zihniyet ve düşüncelerin devrimidir. Düşünce yapımızı değiştiremediğimiz veyahut geliştiremediğimiz sürece geri kalan değişimlerin hiçbir anlam ifadesi olamaz. Gerçekleri kabullenme noktasında daima sorun yaşıyoruz. Birilerinin egosunu tatmin etmek için ya susuyoruz ya onların düşüncelerine benzer düşünceler ifade ediyoruz. Kendi düşüncelerimizin olmadığı bir beyin ancak ve ancak kiralık beyin olur. Kiralık beyinlere de umut bağlamak büyük hata olacaktır. Neyse canlar bırakalım yengeç teorisini artık yengeç dansına geçelim.

 

"YENGEÇ DANSI" KÖŞE YAZISI YORUMLARI
BU HABERE YORUM YAPILMAMIŞTIR
BASIN İLAN KURUMU İLANLARI
GAZETEMİZ YAZARLARI
24-07-2026
Seyfullah YÜCEL
24-07-2026
Ramazan DOĞAN
24-07-2026
Umit KANCA
03-04-2026
Yavuz ÇİFÇİ