
Ramazan geldi, geçti... Kimine göre sabahtan akşama kadar mideyi nadasa çekip iftarda sofraya kurulma merasimi, kimine göre ise hakikaten "açın halinden anlama" imtihanı...
Fikri neyse, zikri ona meyledenlerin zamanı. Takdir Allah'ın..
Tabii bu ayın şanındandır; normalde köşesine çekilen yardımseverlik ruhu, Ramazan’da bir anda şahlanır, depresir.
Kimileri var ki, sağ elin verdiğini sol ele göstermez; sessiz sedasız, reklam yapmadan, gerçekten "hayır" için gönlünü açar. Onlar bu işin pelerinsiz kahramanlarıdır, baş tacıdır.
Bir de verdikleri üç kuruşluk yardımı milletin gözüne sokmayı marifet sayan "şovmenler" var ki, onlara bu satırlarda yer verip mürekkebi zayi etmeye bile gerek yok.
Benim asıl derdim, belki de gözlerden kaçan hassas bir konu. Yapanların niyetinden şüphe etmediğim ama usulüne itiraz ettiğim bir mesele var: Şu yardım kartları...
Ey erenler... madem kesenin ağzını açtın, madem Haymana’nın garibine, fukarasına derman olmak istiyorsun; peki bu kartlar neden hep o meşhur "üç harfli" marketlerde geçerli? Neden bu yardımlar, Haymana’nın, küçük esnafının tabutuna çivi çakmayı misyon edinmiş o devasa zincir marketlerin kasasına aktı?
Bizim yerli esnafımız; bakkalımız, manavımız, kasabımız dururken neden 3 harfliler? İlçenin parası ilçede kalacağına, neden birleri bin olmuş o patronların servet gemisine kılavuz kaptanlık yapıyoruz. O devasa marketler akşam olunca parayı merkeze çeker, Haymana’nın damarındaki kanı kurutur. Yeküne vurulunca bir dünya para Haymana esnafına kalacak şekilde organize edilseydi ne olurdu?
Esnaf o parayı alır, gider yandaki tamirciye borcunu öder, tamirci fırından ekmeğini alır; para ilçenin içinde döner, Haymana topyekûn bir nefes almaz mıydı?
Madem hayır yapılıyor, madem merkeze konan ilçe insanı; o kart neden bizim esnafımıza "can suyu" olacak şekilde tasarlamaz? Haymana’nın parasını neden Haymana’da tutulacak şekilde kafa yorulmaz.
Büyük marketin rafındaki barkod bizim halimizden anlamaz, kendi kurallarını konuşturur. Ama bizim esnafımız cenazende saf tutar, düğününde halay çeker, yeri gelir veresiye defterini açar "sonra verirsin" der, günübirlik selamlaştığın hal hatır sorduğundur.
Bu yıl geldi geçti. Verenlerin "kesesine bereket" derken uygulamadan dolayı sarı kart gösteriyorum. Ama önümüzdeki yıl bu yanlıştan dönelim. Yardımı yaparken sadece alanı değil, o yardımın geçtiği sokağı, dükkânı, komşuyu da ihya edelim. Haymana’nın ekmeğini, Haymana’nın esnafıyla paylaşalım.
Hani söz açılınca hepimiz toz kondurulmamis "Haymana sevdalisiyiz ya....."
İşte o sevda fedakarlık ister. Hem de öbek öbek.....