
Eskiden insanlarımız siyasette mevki makam için değil de inandıkları dava için mücadele ederlerdi. Bir zamanlar siyaset kişisel çıkarların değil; ilkelerin, ideallerin ve toplumsal hedeflerin yarıştığı er meydanıydı şimdi ise siyaset; kapalı kapılar ardında planlar yapan, şahsi çıkarlarını merkeze alanların saklı bahçesi durumundadır. Eskiden siyasetçilerin bir duruşu olurdu, dava bilinciyle hareket eder ve son nefesine kadar o davanın türküsünü söylerlerdi. Şimdilerde dava bilinci yerini kariyer hesaplarına, ilkeler ve idealler yerini kişisel menfaatlere bırakmış durumdadır. Kişisel hesapların ince ince işlendiği bir toplumun maddi veya manevi anlamda gelişebilmesi mümkün değildir. Toplumun faydasına değil de kendisi ve kendi çevresinin faydasına mücadele eden her siyasetçi dava adamlığından uzaklaşmış olan para adamlarıdır. Bir zamanlar memleket dava adalarından geçilmiyordu şimdi ise para adamlarından. Dava mı, para mı? Sorusunun yanıtlarından ziyade herkes tercihinin bedelini öder demek istiyorum. Ve tercihin bedelini bizlere sadece zaman gösterebilir. Zaman o kadar acımasızdır ki herkesin devrini bitirir. Geriye enkazlar kalır. Siyasi enkazlar…
Devri bitenler arasında hatırlanacak olanlar; yer alan makamlarını koruyanlar değil ilkelerini ve davalarını koruyabilenlerdir. Mevki, makam, para ve güç gibi önemli zannettiğiniz içi boş kavramlar gelip geçicidir. Ancak haklı veya haksız hangi anlamda olursa olsun davasına sadık kalanlar bu dünyada daima kalıcıdırlar. Dava adamları için bedenlerinin bu dünyadan gitmesi hiç önemli değildir, önemli olan fikirlerin ve davanın sonsuza dek canlı kalabiliyor olmasıdır. Dava adamı topluma, para adamı ise kendi cebine fayda sağlar. Fayda zarar durumunu en net gösteren şey ise zamanın acımasız yüzüdür. İfade ettiğim gibi herkes tercihlerinin bedelini öder.
Günümüz siyasetinde anlık olarak siyasi çizgisini değiştiren sözde siyasetçiler popüler durumdalar. Şahsi çıkarları için parti ve duruşunu değiştirenlerde var, yapmış olduğu usulsüzlüklerin halı altına süpürülmesi için taraf değiştirenlerde. Elbette herkesi aynı kefeye koymamak lazım nadirde olsa bazı siyasetçiler memleketlerine daha güzel hizmetler getirebilmek için mecburi bir değişim kabulüne giderler. Dediğim gibi bu amaçlı değişime gidenler gerçekten nadir siyasetçilerdir. Günümüzde siyasi anlamda taraf değiştirmek zor değildir. Zor olan şey, değişimin nedenini halka inandırabilmektir. Halkın inanmasını başardığınızda gelecek dönemler adına koltuğu kısmi olarak tapulayabilirsiniz. Önemli olan hangi partide olduğunuzdan ziyade neden o partide olmak istediğiniz veya neden orada olduğunuzdur. Dava mı, para mı? Sorusunun cevabını ne köşe yazarları nede siyasetçiler tam anlamıyla verebilirler. Cevabı verecek olan yapılan tercihlerin doğrululuk oranını herkese gösterecek olan zamandır...
Kahvehane köşelerde boşuna kendinizi yormayın. Dehrin cefasını sizler çektiniz, sefasını onlar sürecekler. Ancak onlar içinde bu sefa elbet cefaya dönecektir. Ama bu gün, ama yarın…