
Günümüz itibariyle Amerika’nın yaklaşık 38 trilyon dolar dış borcu ve yıllık 1 trilyon dolar da borçlarına ait faiz ödemesi var.
Bu verileri değerlendiren dünya merkez bankaları, kendi kasalarındaki Amerikan Dolarlarını satıp karşılığında tonlarca altın alıyor.
Altının son zamanlarda aşırı değerlenmesi bu yüzdendir.
Bu durumun sürdürülemez olduğunu, ileride daha büyük sıkıntılara neden olacağını gören Amerika Başkanı Donald TRUMP kendince çareler arıyor.
Öncelikle faizleri indirmesi yönünde Amerikan Merkez Bankası Başkanına hakaret dahi ederek baskı yaptı.
Merkez Bankası Başkanı her türlü baskıya rağmen faiz oranını indirmedi, Amerika’da kanunlar işliyor olmalı ki Donald TRUMP Merkez Bankası Başkanını görevden alamadı.
Amerikan başkanı ucuz kaynak arayışında gözünü ilk önce Kanada’ya dikti, bağımsız bir ülkenin savaş sebebi sayacağı şekilde Kanada’yı Amerika’nın 51 inci eyaleti olarak gördüğünü defalarca söyledi.
Sonra, yasadışı madde üretimi bahanesiyle bir gece operasyonu ile Venezuela devlet başkanını kaçırıp mahkemeye çıkarmak üzere kendi ülkesine götürdü.
Daha sonra ise fiilen Danimarka’ya bağlı Grönland’ı ilhak edeceğini ilan etti.
Tarihte ilk defa, bir NATO ülkesi başka bir NATO ülkesine ait toprağı ilhak edeceğini ilan ediyor. Böyle bir toprak ilhakının sonunda NATO’nun dağılmasına sebep olacağı açıktır.
En nihayetinde nükleer silah bahanesiyle yanına İsrail’i de alarak İran’a saldırdı.
Amerika İran’a saldırırken İsrail bir yandan İran’a diğer yandan Lübnan’a saldırıyor.
İran ise bir yandan İsrail’e, diğer yandan Amerikan askeri üslerinin olduğu Lübnan, Suudi Arabistan, Ürdün ve Bahreyn gibi ülkelere saldırıyor.
Amerika İsrail ikilisinin tüm teknolojik üstünlüğüne rağmen İran’ın Amerika’ya verdiği hasarın parasal olarak maliyeti çok fazla.
Örneğin İran, attığı uzun menzilli füzelerile Amerika’nın son teknoloji hava savunma radarlarını imha etti. İmha edilen radarlarının 1 tanesinin maliyetinin 1 milyar dolar olduğu belirtiliyor.
Savaş demek harcanan para demektir ve bu savaşın da gerek Amerika gerekse İsrail bütçelerine yük getirmesi kaçınılmazdır. Bu savaş gerek İsrail’in gerekse bütçe dengesi alarm veren Amerika’nın bütçe dengesini daha da sarsacaktır.
İran’ın bu savaş esnasında Hürmüz Deniz Boğazını gemi trafiğine kapatması ve özellikle petrol tankerlerinin boğazdan geçişine izin vermemesinin etkisi petrol piyasasında hemen göstererek son zamanlarda ülkemizde de gözlemlediğimiz gibi akaryakıt fiyatlarının da yükselmesine neden oldu.
Ülkemiz topraklarında yeterince petrol çıkmadığından dış ülkelerden petrol ithal ettiğimiz bilinen bir gerçektir ve bu durum da ülkemiz için dünyanın sonu değildir.
Ben bu mevcut savaşın petrol piyasasına etkisi nedeniyle halkımızın akaryakıt bağımlı araçları terk etmesi ve elektrikli araç kullanmaya başlamaları yönünde bir fırsat olduğunu, halkımızın da tasarruf anlayışıyla gereksiz yere şahsi araçlarını kullanmama, mümkün mertebe toplu taşıma araçlarını kullanma yönünde atacakları adımların ülkemize ufak da olsa bir katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Devir tedbir ve tasarruf devri, ona göre önlemimizi alalım.
Son söz olarak yaşasın barış diyorum, herkes için barış.
Başka bir yazıda görüşmek üzere…