
Su Savaşları, susuzlukla mücadele eden bölgeleri temiz suya kavuşturmaya çabalayan ekibin mücadelesidir. Bu mücadele devlet televizyonlarında düzenli olarak yayınlanmaktadır. Su savaşları ekibi genellikle Afrika kıtasında faaliyet göstermektedir. Su Savaşları ekibi ve birçok su bulma dernekleri uzak ülkelerde su bulmak ve kuyular açmak ile meşgul oluyorlar. Halkımızdan da bu kuyuları açma mücadelesine fazlasıyla destek var. Hisse alarak kuyulara maddi destek verenlerin isimleri kuyu açıldıktan sonra kuyu üzerine yazılıyor. Bir şekilde buradaki insanlar uzak diyarlara el uzatabiliyorlar. Bu gidişle Afrika’da çalışma yapan ekipleri ilçemize davet ederek su problemimizi çözmelerini, bizlere su bulmaları isteyeceğiz. Fena mı olur en azından devlet televizyonuna bizde çıkarız değil mi? Bir kerede Afrika’da değil Haymana’da Su Savaşları programı yapsınlar. Bizim uzun yıllardır çözemediğimiz hep yenildiğimiz bu savaşta gelsinler onlar kazansınlar. Biz yeterli çalışmalar, planlamalar, analizler yaptık, bu sorunlarla yakından ilgilendik ama bir türlü suyu bulamadık belki de hikmet sizdedir deriz onlarda takım elbiseli adamların sözlerini yerine getirmiş olmak için seve seve gelirler değil mi değerli hemşerilerim.
Herkes uzak diyarları görüyor ancak gel gelelim kimse burnunun ucunu göremiyor. Başkentin en köklü ilçesinin köylerinde uzun yıllardır su problemi çözülebilmiş değil. Ne bir planlama var nede bir kapsamlı çalışma. Her gelen takım elbiseli söz veriyor ancak hiçbiri çözüm üretmiyor veyahut üretemiyor. Boğazkaya Köyü son dönemlerde gündem olsa da su sıkıntısını uzun yıllardır çekiyorlar. Boğazkaya Köyü bu problemi hisseden tek yaşam yeri değil. İlçemizin pek çok noktasında su sıkıntısı yaşanıyor. Kimisinde su yok denecek kadar az kimisinde saatlik erişim var. Uzun yıllardır yaşanan sorunların çözülemiyor olması kastın olup olmadığını düşündürmüyor değil. Sanki kasti olarak bu problemler yaratılıyormuşçasına takım elbiseliler bu sorunları görmezden geliyorlar. Aksi durumda bu kadar ciddi sorunların uzun dönemler boyunca çözülemiyor olması açıklanabilir bir durum olamaz.
Köylerimizde su sorununun derin analizlerinin yapılmış olması, belirli bir bütçenin ayrılması, fazla su tüketen tarım ürünlerinin üretiminin yasaklanması, derelere hayvan pisliklerinin akıtılmasının önlenmesi, baraj sayısının arttırılması, depo kapasitelerinin kullanıma göre maksimuma çıkartılması insani zorunluluktur. Halkımızın seçtiği ve devletimizin atadığı kişilerin ilk çözmesi gereken meselelerden birisi su sıkıntısı olmasına rağmen uzun dönemlerden beridir bu problemlerin çözümünün son sıralarda yer alması sorgulanmalıdır.
Köylerimizde yaşanan su sıkıntısı gerek CİMER şikayetleri gerek ulusal basın gerek sosyal medya platformlarındaki paylaşımlar gerek gazeteler aracılığıyla ülkemizin alttan üste tüm yetkililerine az çok duyurulmuştur. Duyurulmasına rağmen neden çözüme kavuşmadığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Bütçemiz yok diyorsanız bende sizlere yapılan onca israfı kısın asıl harcanması gereken yerlere para harcayın derim. Halkın hemen hemen her şeyinden vergi alınmasına rağmen temel ihtiyaçlarının giderilememesi apaçık halkın sömürülmesi hatta yok sayılması demektir. Yıl olmuş bilmem kaç hala suyumuz yok gibi bir klişe cümleyi tekrar yazalım. Yıl olmuş 2025 Türkiye’nin başkenti Ankara’nın en köklü ilçesi Haymana’da uzun yıllardır su sorunu var. Belki de çözülmek istenmeyen bir sorundur tabi orasını bilemiyoruz. Ne diyelim Haymana’nın sorunu var ancak suyu yok!