Çeyrek asrı geçen bir yerel yayın HAYMANA GAZETESİ. 27 yıl sayısal olarak önemli bir rakam gibi dursa da, asıl önemli olan bu 27 yıla sığmış; ilke, dürüstlük, tarafsızlık ve bağımsızlık hedeflerine sadık kalmaktır. Halil KOÇ’tan, Hüseyin YILDIRIM’a kadar devam eden bayrak yarışı, ya da basın’ın aydınlatma meşalesi; ilk günkü kadar parlak, yön veren ve halkın haber alma hakkını en iyi şekilde yerine getiren bir kurum. Her ne kadar işin başında görülen bu isimler olsa da, işin mutfağında olan daha bambaşka şahıslarla bir bütün olarak yoluna devam ediyor.
Bizler yazar çizer grubu da işin YORUM kısmını oluşturanlarız. Yorum; işte altı çizilmesi gereken kelime. Yorum kişiye özeldir ve kişinin olaylar, insanlar ve yaşananlar karşısında kendi fikrini beyan etmesi, kendi bakış açısını yansıtması, öz düşüncelerini yazıya dökmesidir. O yazı yorumcunun “doğrusu”dur, herkesin olmayabilir. O ; fikir, ideoloji, bakışa göre, yaşayışa göre, toplumsal olayların algısına göre değişkenlik gösterir. Herhangi bir olayı bir yorumcu başka yorumlarken, diğer bir yorumcu bambaşka düşüncelerle olaya yaklaşabilir. Buna da yorum farkı denir. Aynı şekilde okuyucu da yorumcuya paralel düşüncelerde ise, kendine uygun olan kısımları alır ve benimser. Kimse kimseye kendi düşüncesini kabul ettirmek, dayatmak zorunda değildir. Fikir özgürlüğü, vicdan hürriyeti de budur. Bir söz “Ben senin fikirlerine katılmıyorum, ancak fikirlerini söyleme özgürlüğüne katılıyorum’’ der. Konuyu özetleyen de bu sözdür zaten.
Bizler profesyonel bir gazeteci, ya da asıl işi “bu” olan insanlar değiliz. Amatör bir yaklaşımla, kapasitesi ve etki alanı belli olan yerel bir gazetenin, kendi halinde fikirlerini söyleyen birer sıradan vatandaşız. Asla; akıllı, bilgili, kültürlü doğruyu yazan, bilen olmak gibi bir iddiamız olmaz, olamaz. Yazılarımızda hata yapabiliriz ki, çok normal. Cümleler de, dilbilgisinde, iml da hata yapabiliriz ki, sonuçta ne bir edebiyatçı, ne de bu işin alt yapısını, eğitimini almış şahsiyetleriz. Ancak bu hataları en aza indirmek, insanları yanlış yönlendirmemek, kendi duygu ve düşüncelerimizi toplumun düşünceleriymiş gibi yansıtmamak da bizlere düşen görevdir. Hatamızı düzeltmek, eğer düzeltemiyor isek, adabıyla, erdemlice özür dilemek ve okurun affına sığınmak, elimizden gelen de bu olmalı. Yoksa “benim doğrum en doğrusudur’’ yaklaşımı hem çirkin, hem ayıp hem de yakışık almayan davranıştır.
Daha önce diğer hiçbir yazar arkadaşımın düşüncelerine muhalefet tarzında bir yaklaşımım, yazılı ya da sözlü müdahalem olmadı. Bundan sonra da asla düşünmüyorum. Çünkü her insanın kendi fikrini söyleme, yazma, beyan etme özgürlüğü ve iradesi olduğuna inananlardanım. O düşünceye katılmayabilirim, kendi doğrumu kendim yazıma dökerim. Ama sataşma tarzında ya da, onun yanlışını ukalalık derecesinde irdelemeye hakkım olduğuna inanmıyorum. Gün olur bir dost sohbetinde tartışır, anlatırım.
Aslında zordur yazmak. Alıp eline kağıt kalemi, aklında ne varsa, ucu sonu nereye varacağını hesaplamadan yazmak değildir burada amaç. Küçük bir yer sonuçta Haymana. Herkes burada eş, dost, hısım, akraba. Bin defa düşünüp bir defa yazmak lazım. Kendini yönetici, lider, vatandaş herkesin yerine koymak ve ona göre kelimeler seçerek kağıda dökmeli. Hassasiyetler, kişilik hakları, insan onuru ve yapılan işlerdeki koşullar dikkate alınmalı. Eleştirmek kolay, ancak eleştirirken kendisini o insanın yerine koyarak işin zorluğuna, elindeki imkanlara ve şartlara göre biraz da vicdan muhasebesiyle yaklaşmak en doğru yol olduğu kanaatindeyim.
Sonuç olarak bizlerin yazdığı olaylar ve kişiler Haymana’nın insanları. Ya da görevleri icabı Haymana da sorumluluk alan kişiler. Kaymakam, belediye başkanı, STÖ başkanı vs.. vs… Herkes kendine düşen sorumluluk ve görevle Haymana’ya hizmet için buradalar. Hiçbirisinin asla art niyetli insanlar olacağını düşünmedim. Hizmet olarak başarlılı ya da başarısız olmaları da, kişiden kişiye değişir, tartışılır. Ancak herbirinin elini taşın altına koyarak bu işe talip olmaları bile bir hizmettir. Herşey daha yaşanılır ve daha güzel bir Haymana, daha insanca yaşayan bir Haymanalı içindir. İşte HAYMANA GAZETESİ’nin misyonu burada devreye girmekte ve tüm bu hizmetleri olumlu ya da olumsuz yönleri ile halka yansıtmaktadır. 27 Yıl boyunca yılmadan, korkmadan, başarılı bir şekilde ayakta kalmış ise GÖREV başarılmış demektir. Bir sınavdır bu. İnsanın insanlara olan sınavıdır. Ve sınavdan başarı ile, alnının akı ile çıkmıştır. Ne der söz “Kağıt kalemle değil, insan insan ile sınanır’’
SAYGILARIMLA.