
Tarlanın taşından hayatın çarkına: Aşık Mahzuni Şerif’in dizelerinde bu senede böyle oldu felsefesi.
Tarlanın taşı çokmuş, bu senede böyle oldu.
Karasaban çatlakmış, bu senede böyle oldu.
Tarla sürülemedi, tohum ekilemedi…
Anadolu insanı için tarla rızkın kapısıdır. O kapı kapandığında ya da tarlaya tohum ekilemezse, o yıl için açlık, darlık, sefalet ve yoksulluk kapıya dayanmış demektir. Büyük halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif’in unutulmaz eserlerinden biri olan “Bu Senede Böyle Oldu” adlı türküsü ilk bakışta alt alta dizilmiş sade tarım ve köy imgelerinden ibaret gibi görünse de; aslında derin bir sosyolojik tahlili, ekonomik çaresizliği ve hayata karşı gösterilen kadim bir mücadeleyi barındıran bir ağıttır.
Türkü doğrudan doğruya Anadolu çiftçisinin sert, zorlu ve imkansızlıklarla dolu coğrafi şartlarla mücadelesi ile başlamaktadır. Dolayısıyla ozan süslü laflara sığınmadan doğrudan doğruya tarlaya, toprağa ve çiftçinin bu durumlar karşısında çaresizliğine odaklanmaktadır. Bu senede böyle oldu dizeleri günümüze uyarladığında, aslında girdi maliyetlerinin artmasından kaynaklanan ve üreticinin mazot, gübre, ilaç ve tohum gibi maliyetler karşısında nasıl çaresiz durumda kaldığının aslında en net göstergesidir.
Anadolu topraklarında ancak üretim varsa huzur vardır. Üreticinin yaşadığı en büyük hayal kırıklıklarında bir tanesi aslında tarlada büyük emeklerle yetiştirilen ürününün değerinin çok altında alıcı bulmasıdır. Üretici bütün zor koşullara rağmen hala üretmek için direniyor. Atadan babadan kalma topraklarını mümkün olduğunca boş bırakmıyor. Bu durumda üreticinin yanında durulmasa, üreticiye gerekli destekler verilmezse son çare olarak bu topraklar boş kalacaktır. Üretici üretmekten vazgeçip büyük kentlere göç edecektir. İşte o gün aslında yıllardır alın teriyle bin bir emekle üreten çiftçinin değeri bilinecektir.
Tarladaki fiyat ile market rafındaki fiyat arasında bu devasa uçurum neden var. Bu durumda hem üretici hem de tüketici mağdur olmaktadır. Planlı üretim eksikliği nedeniyle bir sene bir üründe arz fazlası yaşandığında, ürünler tarlada kalmaktadır veya yok parasına satılmaktadır. Toprağı işleyen çiftçinin emeğinin karşılığını alabildiği, geleceğe umutla bakabildiği bir sistem inşa edilmediği sürece, kaybeden sadece çiftçi değil, aslında ülkenin tarım egemenliği olacaktır.
Halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif’in bu türküsü aslında yalnızca bir dönemin teknik yetersizliğini değil, köylünün üretim süreci boyunca git gide kronikleşen çaresizliğini anlatmaktadır. Günümüzde her ne kadar modern tarım tekniklerine geçilmiş olsa da, üreticinin piyasa koşulları, finansman yetersizliği, günden güne artan tarımsal girdi maliyetleri ve değişen iklim şartları karşısındaki kırılganlığı devam etmektedir. Üretici desteklenerek özellikle tarımsal faaliyetler genç nüfusa indirgenmelidir. Genç nüfusu tarıma aktaracak teşvikler veya projeler yapılmalıdır. Aksi takdirde Anadolu da tarım sinsi sinsi yok olacaktır. Bereketli ürünleriniz olsun.