
Her devrin kendi dönemi içerisinde dinamikler barındırdığını defalarca ifade etmiştik. Dolayısıyla dönemler arasında kıyas yapmak sağlıklı bir durum değildir. Her dönemi kendi içerisinde değerlendirerek döneme göre çözümler üretmek gerekir. Aynı zamanda gelecek dönemlerinde olası problemleri göz önüne alınıp, çözümler hazır durumda bekletilmelidir. Günümüzün en büyük problemlerinden birisi büyüklerin gençleri anlayamamasıdır. Kendi dönemleriyle yani eski yıllarla kıyas yaparak gençlere tavsiyelerde bulunmak beyhude bir çabadır. Büyüklerin gençler üzerinde oluşturduğu baskı gençleri psikolojik savaşın içerisine atmaktadır. Hemen hemen her şeye rahatlıkla erişimin olduğu teknoloji dünyası, gençlerin hayatını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu etkileri bu çağda doğmamış büyüklerin anlaması mümkün değildir. Mümkün olabilmesi için aynı kuşakta doğup büyümek gerekir. Aksi halde gençleri tam anlamıyla anlamamakta ve onları psikolojik savaşa silahsız göndermekteyiz. Eskiden şöyleydi böyleydi muhabbetleri gençlere hitap eden bir durum değildir. Onlara hitap etmemesine rağmen ısrarla aynı yolu izleyen büyüklerimiz sadece kendilerini yormaktadırlar. Büyüklerimiz çok iyi bilmeli ki eskiden başka hayatlara yönelik fikir sahibi değillerdi. İnsanların yaşamlarını derinlemesine görüp hissedebilecekleri sosyal medya kanalları, ulaşım kolaylığı gibi imkânları yoktu. Dolayısıyla özenebilecekleri, fikir sahibi olabilecekleri örnekleri neredeyse yoktu. Televizyondaki diziler ve nadiren köyün dışarısına çıkmış kişilerin anlatıları dışında izole bir hayatın dışarısına dair bilgileri söz konusu değildi. Oysa şimdi öyle mi? Hemen hemen her saniye sosyal medyada video kaydıran gençler hem bölgenin, hem ülkenin hem de dünyanın her yerine yönelik içerikler izliyorlar. Bu içerikler onları izledikleri hayata özenmeye sevk ediyor. İmkânların ve koşulların zorluğu içerisinde özendikleri hayatın nasıl elde edebileceklerine dair uğraşları söz konusudur. Maddi imkânsızlıkların beraberinde kurulan hayaller maalesef gençleri kolay para kazanma yollarına itmektedir. Ülkemizin ekonomik problemleri gençlerin bunalımının ana sebepleri arasındadır. Suçlunun kim olduğuna bakmak gerekirse; kim ne derse desin suçlular gençleri hayallerini gerçekleştirmek uğruna yanlış yollara iten ekonomik zorluklar ve yanlış yola girmiş gençleri o yanlış yollardan güzelce döndürmek yerine azarlarla, dayaklarla, baskılarla psikolojik savaşa sürükleyen büyüklerdir. Hiçbir zaman anlayamayacağımız gençleri daha da anlamsız kılmaktansa onlara sınırsız destekte bulunmak zorundayız. Gençler iş beğenmiyor, gençler evlenmiyor, gençler eve gelmiyor gibi söylemlerin problem olduğu aşikâr. Peki, bu problemlere bizim etkimiz nedir? Gençler neden böyle oldu? Bizim hiç mi suçumuz yok? Bizler hatasız mıydık?
Unutmamak gerekir ki zamanında bizim büyüklerimizde onları beğenmiyor, anlamıyor hep yargılıyorlardı. Bizim büyüklerimizin büyükleri de onlara eski hayatlardan nasihatler verip duruyorlardı. Görünen o ki geçmişin anlatıları ve verilen nasihatler hiçbir dönemde çözüm olamıyor. Ama ısrarla sadece dikiz aynasına bakmaya devam ediyoruz. Sürekli dikiz aynasına bakarsan kaza yaparsın.