
Kıymetli dostlar,
Haymana dün kurulmuş, tesadüfen ortaya çıkmış bir yaşam alanı değildir. Haymana, kökü derinlerde, hafızası bin yılları aşan, Anadolu’nun sessiz ama vakur tanıklarından biridir. Bugün Ankara’nın bir ilçesi olarak bildiğimiz Haymana, aslında insanlık tarihinin en eski yürüyüş yollarından birinin üzerinde durur.
Paleolitik çağlara uzanan bu coğrafya, Gavurkale Harabeleri başta olmak üzere pek çok tarihî iz barındırır. Yapılan kazılar ve bulunan eserler, Haymana topraklarının Hititlerden Friglere, Perslerden Galatlara, Romalılardan Bizans’a uzanan bir medeniyet zincirinin halkası olduğunu açıkça ortaya koyar. MÖ 17. yüzyılın sonlarında Hitit hâkimiyetiyle şekillenen bu topraklar, Kavimler Göçü sonrası Friglerle yeni bir döneme girmiş, ardından Pers, Galat ve Roma-Bizans idareleriyle tarih sahnesindeki yerini daha da derinleştirmiştir. Buradan geçen yalnızca ordular değil kültürler, inançlar ve yaşam biçimleridir.
1071 Malazgirt Zaferi ise Haymana’nın kaderini tayin eden büyük eşiktir. Sultan Alparslan’la birlikte Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış, Haymana da ebedî Türk yurdu olma vasfını kazanmıştır. O günden bugüne bu topraklar, Türk-İslam kültürünün yoğrulduğu, vatan bilincinin kök saldığı bir yurt parçası olarak varlığını sürdürmektedir.
Bugün Haymana’yı kıymetli kılan yalnızca bu derin tarih değildir. Asıl değer, bu topraklara alın teriyle, emeğiyle, mücadelesiyle katkı sunan insanlardadır. İşte tam da bu yüzden bu hafta sizleri Haymana Pazar Yerleri Esnaf Odası Başkan Adayı Recep Tümtürk ile buluşturmak istedim. Çünkü Haymana’ya değer katanlar, bu büyük tarih zincirinin bugünkü halkalarıdır.
Kısmetse çok yakında “Son Kale Haymana” ismi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tescillenecek. Kurtuluş Savaşı’nda Sakarya’nın ateş hattında geçilmez bir kale olan Haymana, kahramanlarıyla yazdığı destanın resmî karşılığını alacaktır. Haymana yalnızca bir ilçe değil vatanın kaderini omuzlamış bir direniş yurdudur.
Ne var ki geçtiğimiz günlerde Ankara Pazarcılar Odası Başkanı Recep Ayhan’ın, Haymana Belediye Başkanı Levent Koç hakkında sarf ettiği ve Haymana’yı küçümseyen sözler kamuoyunda haklı bir infiale yol açmıştır. Söylenecek çok söz vardır elbet, lakin edep ya edep… Haymana’yı bilmeyen konuşur, Haymana’yı tanıyan susar ve vakarını korur.
Belediye Başkanımız Levent Koç, Haymana’nın öz evladıdır. Haymana Lisesi’nin sıralarını paylaşmış biri olarak bunu gönül rahatlığıyla ifade ediyorum. Hangi partiden seçildiğinin bu meselede hiçbir önemi yoktur. Burada konu siyaset değil, memleket onurudur. Haymana’ya uzanan her dil, Haymanalıların ortak vicdanına dokunur.
Öte yandan Pazarcılar Odası Başkanlığı seçimleri bağlamında Recep Tümtürk’ü desteklememek, bir ayrıştırma değil demokratik bir tercihtir. Haymanalı pazarcı esnafının, birlik ve beraberlik içinde, hemşehrilik ve akrabalık hukukunu gözeterek oy kullanması en doğal haklarıdır. Demokrasi baskı değil, iradedir.
Buradan açıkça ifade ediyorum ki Haymana Belediye Başkanımız Levent Koç’a ve Haymana’ya sarf edilen o çirkin, yakışıksız sözleri esefle kınıyorum. Bu ifadeler ne Haymana’nın tarihine ne mücadelesine ne de vakarına yakışmaktadır. Haymana, küçümseyen sözlerle değil, Sakarya’da yazdığı destanla, şehitleriyle ve dimdik duran evlatlarıyla anılır.
Şundan kimsenin şüphesi olmasın ki Haymanalı feraset sahibidir. Kimin Haymana’ya hizmet ettiğini, kimin bu topraklara yukarıdan baktığını çok iyi bilir. Günü geldiğinde de cevabını nezaketle ama kararlılıkla verir. Haymanalı, sandıkta gereğini yapmasını bilir.
Haymana dün de dimdikti, bugün de dimdik. Yarın da dimdik duracaktır.
Çünkü burası Son Kale Haymana’dır. Allah’a ısmarladık hoşça kalın.