
Çocukluğumuzdan beridir hemen hemen hepimizin duyduğu veyahut muhabbetini yaptığı ‘’Haymana’dan kaçan kurtuluyor’’ söyleminin terse döneceği günü bende sizler gibi merakla beklemekteyim. Haymana’dan kaçan kurtuluyor söylemini terse çevirmek için mücadele etmek zorundayız. Aklımın erdiği ilk andan şu anki zamana kadar herhangi bir mücadelenin olduğunu söyleyemem. Sanki bizler önce doğru şıkları buluyor ardından yanlış şıkları işaretliyor gibiyiz. Dolayısıyla bizler bu söylemi devre dışı bırakmak adına değil de aktif kalmasını sağlamak için uğraşıyoruz. Şimdiye kadar yaptığımız ne varsa hepsinin tam zıddını yapsak dahi ilçemiz adına bir şeyler daha iyi olabilir. Artık bu ilçede kalan kurtulsun. Kaçan kurtuluyor evet bizlerde dışarıda yaşayan hemşerilerimizin daha iyi koşullarda yaşamasını istiyoruz. Onların güzel yaşamında herhangi bir gözümüz yok ancak kaçamayan ne yapacak bunu düşünmek lazım. Kaçamayanın da kurtulacağı bir sistem düşünmek durumundayız. Kaçamayanın daha iyi koşullara sahip olması, kaçmak isteyenlerin kararından vazgeçmesi hatta kaçanların ait olduğu yere geri dönmesi için ne gerekiyorsa canla başla mücadele etmek zorundayız. Bu söylemi terse çevirmek aslında zor değil. Yapılması gerekenler apaçık ortadadır. Ayan beyan ortada duran gerçeklerle yüzleşme vaktimiz geldi geçti bile. Biz yine de yetişmek için ardından koşalım belki yetişiriz.
Liyakat
Kalanın kurtuluş reçetesini çıkartmamız istenirse şüphesiz reçeteye ilk liyakat yazılır, geri kalan her şey liyakatin ardında sıralanır. Liyakate önemsiz muamelesi yapan hiçbir yer gelişemez. Neymiş efendim Ahmet aile dostuymuş, Mehmet encümenin yeğeniymiş, Azad çok değerli bir insanın çocuğuymuş, Ayşe’nin eşi parti için çok emek harcamış, Zilan’ın dedesi bilmem ne kadar oy getirmiş, işte falanca kişi şöyleymiş, öteki kişi böyleymiş. Bunların bu memlekete ne kadar zarar verdiğinin hala farkına varılamıyor olması ya da umursanmıyor olması akıl alır gibi değil. Bizim onun bunun çocuğuna değil işini layıkıyla yapacak kişilere ihtiyacımız var. O işe en layık kişinin kim olduğuna samimiyet veya aidiyet ile değil adalet ile karar verilir. Bunları hepimize söylüyorum değerli hemşerilerim. Artık şahsi çıkarlarımızı bir tarafa bırakıp bu memleketin çıkarlarını gözetmemizin vakti gelmedi mi? Gün gün kan kaybeden memleketimize daha farklı yaralar açmaya ne gerek var? Artık işi ehline vermenin zamanı gelmedi mi? Herkes yapıyor gibi bir söylemin arkasına sığınmak acizliktir. Neymiş efendim herkes torpil yapıyormuş, adam olmadan bir iş yürümezmiş, hizmet gelmezmiş falanda filan. Herkes yapınca yanlış doğru olmuş olmuyor. Herkes siyaha beyaz deyince siyah, beyaz oluyor mu? Elbette hayır. Peki, ne diye herkes yapıyor gibi bir söylemin arkasın sığınıyoruz? Değerli hemşerilerim artık adamcılığı bırakalım. Bizim için kriter şu olsun; işini iyi yapan, işini kötü yapan. Ya Ahmet bu işi beceremiyor ama aile dostumuz gibi bir hataya devam etmeyelim. İsterse padişahın oğlu olsun işini iyi yapmıyorsa orada yeri yok. Orayı işgal ettiği için o işi iyi yapacak kişiyi bulamıyoruz ya zaten. Liyakat olmadan buranın gelişmesini kimse beklemesin. Artık gerçeklerle yüzleşelim. Ha ilçenin gelişmesi gibi bir derdimiz yok, yeter ki cebimiz dolsun, bizim adamımız çalışsın diyorsanız bunu da kabul ederim çünkü gün gelecek cezasını çeken, kaçan siz olacaksınız. Siz olmadınız, ömrünüz yetmedi diyelim. Peki ya çocuklarınız, torunlarınız, eşiniz, dostunuz…