
Yazların sıcak ve kurak geçtiği bölgemizde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey ağaçlık alanlar, ama sanki bizlere zarar vermek için varmışçasına, tarih boyunca adım adım yok olmaya başladılar. Hem hayvanlarımız hem de biz, doğaya büyük bir tahribat uyguladık. Doğanın ahengini bozmakla kalmadık, gözümüze hitap eden çiçekleri ve ağaçları da sildik süpürdük. Yılda bir ya da iki kez, gazetelere ve sosyal medyaya yansıması için fotoğraflı ağaç dikme organizasyonları yaptık. Aynı ağaç çukuruna ekilen ağaçlar kuruyarak yıllarca farklı ağaçlar dikildi. Program bitip herkes gittiği için kalan ağaçlar dikilmeden öylece bırakıldı. Toprak ve iklim koşullarına dikkat edilmeden dikilen binlerce ağaç heba oldu. Dev gibi sağlıklı ağaçları ise kestik. Çoğu işimiz gibi ağaç dikmeyi de sadece göstermelik yapıyoruz, yani yapmış olmak için yapıyoruz.
Özellikle köylerimizde sürüler eve dönerken, onlardan önce yükselen toz bulutları gözlerimizi kamaştırıyor. Tozdan ve topraktan geriye kalan, birkaç alıç ağacı ve birkaç keven. Bunları yazarken aklıma emekli orman şefi Hikmet Kaya geliyor. Sinop Boyabat’ta, tek bir ağacın dahi olmadığı kurak araziye, halkın desteğiyle 5 yıl içinde yaklaşık 800 bin kızılçam dikildi. Zamanla bu kurak arazi ormana dönüştü. Peki biz neden böyle çalışmalar yapmıyoruz? Yetkililerce belirlenen uygun tarihlerde her yıl aralıksız ağaç dikebiliriz. Halkımızın büyük desteğiyle, geleneksel bir ağaç dikme günü harika olmaz mı? Özellikle gelecek nesillerimize bir nefes bırakabiliriz. Bölge popülasyonumuzu değiştirebiliriz. Ağaçlanmanın arttığı yerlerde yağmur kalitesi de doğrudan artacaktır. Bulutlardan düşen yağmur damlalarının bir kısmı, bölgenin kurak olması nedeniyle toprağa ulaşamıyor. Çünkü düşerken kuru havada buharlaşıyorlar. Ağaçlar elbette yağmur yağdıramazlar ama yağan yağışı verimli hale getirirler. Bölgemizin ağaç yoğunluğu arttıkça, nemli bir hava ve toprağa ulaşan verimli yağışlar da olacak.
Kıyametin kopacağını bilseniz bile, elinizdeki ağacı dikmeniz gerektiği sözü bizde bir etki bırakmalı. İlgili makamların, her yıl düzenlenecek geleneksel ağaç dikme organizasyonlarını duyurması ve ağaç dikme alanlarını artırması çok önemli. Okullarımızda, Orman Haftası’nda ağacın önemi anlatılıyor. Öğrencilerimizin ağaç ekim çalışmalarına katılmasının zorunlu tutulması da gerekmekte. Hep birlikte, 5-10 yıl sonra yeşil bir Haymana bırakabiliriz. Bölgemizin yağış azlığını göz önünde bulundurarak, başta meşe olmak üzere, arazilerimizi hem görsel hem de yapısal olarak değiştirebiliriz. Her yıl kişi başına ortalama bir ağaç diktiğimizi düşünün. 5-10 yıl sonra ilçemizin görüntüsünü hayal edin. Toz bulutlarından yağmur bulutlarına, kurak arazilerden yemyeşil manzaralara… Şimdi değil, gelecek nesillere…