HAYMANA GAZETESİ
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi
Yavuz ÇİFÇİ

YAŞAYAN BİLİR BU ŞEHRİ

09/11/2012

 

Devrin Halifesi Harun Reşid; Mecnun’u çöllere düşüren, deli–divane eden, ünü ülke sınırlarını aşan, dünyaya yayılan Leyla’yı çok merak eder.  “Nasıl bir güzellik olmalı ki bu, Mecnun’u büyüledi, aklını başından aldı’’ diye düşünmektedir.
Adamlarına emir verir ve Leyla’yı huzuruna ister. Geldiğini haber verirler. Büyük bir merak ve heyecanla huzuruna kabul eder. Ama Leyla’yı gördüğün de şok olur. Büyük bir hayal kırıklığına uğrar.  Leyla; kara, kuru, öyle alelade güzelliği olmayan sıradan birisidir. Harun Reşid uğradığı hayal kırıklığının da etkisi ile biraz kızgın, biraz da alaycı “Bu mu? Mecnun’u deli divane edip, çöllere düşüren güzellik’’ der. Leyla kendinden gayet emin bir şekilde “Efendim, evet öyle dillere destan bir güzelliğim yok, bunu ben de biliyorum,  lakin siz beni bir de Mecnun’un gözüyle bir görseniz’’ der.  
Küçük kendi halinde gelişmeden tam anlamıyla nasibini alamamış, sıcak suyu haricinde başka bir özelliği olmayan bir yer Haymana. Hatta başkalarının gözünde kaba, kavgacı, Anadolunun içine gizlenmiş, kabuğunu kıramamış bir yer olarak görünebilir. Ama bir de Haymanalının gözüyle görün burasını. Türkiye’nin her tarafına dağılmış, hatta yurt dışına gitmiş binlerce Haymanalı var. Bir de onların gözüyle görün buraları. En küçük tatillerinde nasıl koşa koşa geldiklerine şahit olursunuz.
Hani “Doğduğun değil, doyduğun yerdir önemli olan’’ derler ya. Her ne kadar doğru bir söz olsa da, dışarıdaki Haymanalının gözünde, Haymana dünyanın en güzel yeridir. Samimi duygularla, bunu birçok arkadaşımdan, dostumdan duydum.
Kimisi bir lokma ekmek, kimisi eğitim, kimisi de bambaşka sebeplerle terketmiş olabilirler burayı. Ancak içlerinde, yüreklerinde o sımsıcak Haymana sevgisi hep var olmuştur, olacaktır.
Haksız da değiller. Yeterli iş imkanı yok, sosyal aktivitesi kısıtlı, eğitimi başka yerlerden düşük olabilir. Görsel bir güzellik sunamayabilir size. Yazları kuraktır. Kışları uzun ve soğuktur. Buralı olmayan dayanamaz, can yakan ayazına. Hatta yerlisi bile kömür parasına yetişememekten muzdariptir. Toprakları çorak ve verimsizdir. Ama bir insani boyutu, bir dayanışması, bir abi-kardeş saygısı sevgisi vardır ki; dünyanın birçok yerinde bulamazsınız bunu. Cenazelerdeki birlikte acıya göğüs germeyi, düğünler de birlikte coşup eğlenmeyi, en güzel burası yapar. Teknolojinin yapaylığı, gelişmişliğin soğuk yüzü henüz uğramamıştır buraya. Belki bizler fazla farkında olmasak da, dışardaki Haymanalıların, ya da Haymanalı olmayanların gözünden kaçmaz bu sıradan görünen ama insanı insan yapan değerlerin yüceliği.
Bazen uzaklaşıp kaçmak duygusu sarar. Açık hava cezaevi dediğimiz de olmuştur bazen. Haymana’da kalmış hemen herkesin en az bir defa aklından geçmiştir bu düşünce.  Ama daha yolculuğun ilk kilometrelerinde başlar Haymana özlemi, emin olun. Burun direkleri sızlatan, geniz yakan bir acı çöker yüreklere. İlk fırsatta özlem gidermeye, bu bakir topraklara yüz sürmeye kadar gider bu özlem. Vuslat heyecanı hiç sönmez, kavuşma anına kadar. Dönüp geldiğinizde bile nankörlük etmez, sırt dönmez size Haymana. Yakalarsınız bir ucundan gözü yaşlı gönlü kırık bir sevgili gibi terkettiğiniz bu Anadolu sıcaklığını hiç yitirmeyen saf, temiz yerin, doğal insani boyutunu. 
“Ah bir de denizimiz olsa’’ diye hayıflandığımız zamanları çok iyi bilirim. Biliriz ki, o deniz hiç gelmez buralara. Ama bir dostumuzun bizi sabahın seherinde, selamı ile gülümsemesi ile karşılaması yok mu, okyanuslar kadar doldurur, kalender benliğimizi.   
Seçimler gelir geçer elbet. İktidarlar değişir, iktidar sahipleri değişir. İsimler gelir gider. Gün gelir Haymana’da nasibini alır gelişmenin, yükselmenin kanatlarında. Ancak değişmemesi gereken, korunması gereken insani dokunun, buraya özgü özelliğidir. Yaşanılan yeri, yaşanılası yapan değerlerin baki kalmasıdır. Burada fazlası ile var bu değerler. İster kabullenin, ister reddedin. İster beğenin, ister burun kıvırın. Önemli olan Harun Reşid’in anlayamadığını anlamak, çözemediğini çözebilmek ve Mecnun’un Leyla’ya baktığı gözle bakabilmek... 
SAYGILARIMLA
"YAŞAYAN BİLİR BU ŞEHRİ" KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Ağzına sağlık

Tamda demek istediğim buydu işte haymana bozkırı sessizliğiyle demli çaylarıyla çorbası hacı babasıyla izzetiyle kar yağınca kapanan yollarıyla bi söz vardır eskiden böyleydi eskiden daha güzeldi dememek için şehirleşmeden ve işsizlikten bahsetmek yerine yaşanan kültür erozyonundan bahsedersek bizlere daha fazla katkı sağlıcaktır

Muzaffer türkan   mzffrtrkn@gmail.com
9/Kasim/2012 22:53:41
Bu aslen insana olan muhabbettir...

Memlekete olan bu muhabbet, aslında insanımıza olan muhabbettir...Gidin modern görünümlü pek çok yerde aslında insanlığın ne kadar zayıfladığını siz de gözlerinizle görürsünüz...Haymanalı insanlığında ve doğallığında direnmelidir.Bundan vazgeçmemelidir...Eline yüreğine sağlık Sevgili Yavuz...

Bülent Han   bulent240@hotmail.com
10/Kasim/2012 16:17:50
tebrik

çok güzel bir yazı tebrik ederim.

K.FIRAT   kazim.firat@ees.com.tr
12/Kasim/2012 05:23:55
Aslolan insan

Teşekkürler Muaffer; Sende bilirsin zaten gurbet gezdin, Haymana yı özelemeyi, Haymanlı yı özlemeyi. Halanın oğlu Bekir de bilir İstanbullardaki yavanlığı, sahtekarlığı. Dertleşiriz onunla Haymana daki bir çayın özlemini anlatır bana. Böyledir bizim sevdamız yani. Bülent abi; Elbette memleketi memleket yapan içinde yaşayanlardır. Doğal, samimi bir insan kadar yaşanılan yere ne değer katabilir ki K.FIRAT size de eyvallah SAYGILARIMLA..

Yavuz ÇİFÇİ  
12/Kasim/2012 13:39:26
BASIN İLAN KURUMU İLANLARI
GAZETEMİZ YAZARLARI
12-06-2026
Kenan KALAY
12-06-2026
Seyfullah YÜCEL
12-06-2026
Ramazan DOĞAN
12-06-2026
Umit KANCA
03-04-2026
Yavuz ÇİFÇİ