
Geçen hafta Haymana merkezde bir kaza yaşandı. Biz de gazetemizin çıkmasına bir hafta gibi bir zaman olduğu için aynı anda internet üzerinden paylaştık. Paylaşım yaparken “Suriyeliler kaza yaptı 2 yaralı var” dedik.
Vay nasıl Suriyeliler dermişiz. Yav adamlar Suriyeli, ne diyelim Mahmut'mu diyelim.
Bakın bazen bilen de yorum yapıyor bilmeyen de. Biz orada “Araplar kaza yaptı” deseydik, ayrıştırıcı, ırkçı bir dil kullanmış olurduk. Kaza yapan Yunanlılar olsaydı Yunanlılar derdik. Bu üslüp ulusal basında kullanılır ve haberin ilk görüldüğü andan itibaren farklılığını ortaya koyar. Siz yurt dışında kazaya karışsaydınız, oranın gazeteleri de “Türkler kaza yaptı” derdi. Yani bazen ağzı olan konuşuyor, yorum yapıyor derler ya.. aynen öyle bir durum işte.
Gelelim kaza ile ilgili bir başka mevzuya. Kaza yapan aracın biri aylardır caddelerde fink atıyordu. Aracı bilen bilir. Ne farı var, ne sinyali ne kaportası. Orası burası bantlarla tutturulmuş olarak trafikte cirit atıyor. Muhtemelen yürüyen aksamı, frenleri falan da işlevini yerine getirmiyor. Peki bunu memleketimin trafik polisleri görmüyor mu? Nasıl trafiğe çıkmasına izin verir? Ve öğrendiğim kadarıyla aracın muayenesi, sigortası falan da yok. Ula bizim aracın yalandan lambamız yanmasa çıramızı yakarlar. Ama iş "Suriyeliler" olunca değişiyor tabi. Kaza sonunda yapılan işlemleri, kesilmiş ise cezaları falan çok merak ediyorum. Yoksa kulaklar çekilip salımı verildiler, bilmiyorum? Kendi ülkende asıl ötekileştirilen sen ol. Ama haberde Suriyeliler deyince nasırına basılmış gibi zıpla.
Konu Suriyeliler olunca bir anda en hümanist, bir o kadar da insancıl kesilenler... Bu insanları gerçekten seviyorsanız, evlerine memleketlerine dönmeleri en çok uğraşan sizler olmalısınız. “Biz onları çok seviyoruz ne olur kalsınlaarrr..." diye ergen sevgi gösterileri ile olmuyor bu işler. Türkiye onlar için altın kafes olabilir. Ama onların aklı başında ve belli bir yaşta olanları "ille de vatanım" diyorlar. O zaman mensubu olduğunu veya taraftarı olduğunuz siyasi partiye ilk sizler gidecek ve "Şu bir zamanlar kankin olan Esad veya Esed...ile her neyse bir şekilde işi bağla. Bu insanlar da vatanlarına topraklarına kavuşsunlar" diyeceksiniz. Onları en iyi düşünen, en çok seven, bir an önce dönmeleri için elinden geleni yapandır.
9 Milyona civarı mülteci veya sığınmacının ülkemiz topraklarında olmasının riskli ve sıkıntılı durumlarını daha önceleri yazmıştım. İleride bizleri çok zor ve tehlikeli günlerin beklediğinde de ısrarcıyım. İnşallah yanılırım.
Bazıları anlamıyor, bazıları anlamak istemiyor, kimilerinin de işine gelmiyor. Yoksa namlı insan sevdalılarının içinde geçenlerin aslını hepimiz çook iyi biliyoruz.
HAFTANIN HABERİ: Elektriğiydi, suyuydu, tuvalet kağıdıydı derken evde tuvalete çiş yapmanın maliyeti kişi başı 5 TL’ye yaklaşınca, D.Ş ve ailesi 1 TL verip cümbür cemaat cami tuvaletini kullanmaya karar verdi.
HAFTANIN SÖZÜ: Eskiden insanlara işkence olarak elektrik verilirmiş. Şimdi elektrik faturası veriliyor..