
Dünyaya gelmiş her bir bireyin düşünceleri birbirinden farklıdır. Özgür bırakılmış tüm zihinler farklı pencerelerden dünyaya bakarlar. Ancak art niyetli insanlar bu durumdan her zaman rahatsız olmuşlardır. Kendi düşüncelerini belli bir topluluğa empoze etmişlerdir. Geçmişten günümüze kadar süregelmiş bu akıl, günümüzde daha da etkili olmaya başlamış durumdadır. Dünyanın neresine giderseniz gidin toplumu robotlaştırma çabası vardır. Hemen hemen herkes benzer kıyafetler ve benzer düşüncelerle dışarıya çıkıyorlar. Kiralık beyinlerin moda olduğu günümüzde kendine ait düşüncelerini aktaranlar hep dışlanmış ötekileştirilmişlerdir. Kimisi işinden, kimisi hayatından olmuştur. Gün geçtikçe toplumda korkuların artıyor olması insanların kendi düşüncelerini beyninin dışarısına çıkaramamasına sebep olmaktadır. Herkesin dünyaya baktığı pencere farklıdır. Ancak günümüzde öyle bir durum var ki herkesin camları buğulu vaziyettedir. İnsanlar buğulu camlardan dolayı dışarıya bakamıyorlar. Camın buğusunu silmek her şeyi çözecek ancak buna insanların maalesef cesareti yok. Kimisi görüntüden memnun olduğu için kimisi de durumu kabullendiği için camın bu haine razı geliyor. Toplumun genelinin camlarında buğu olduğunu düşünür isek camlarını silerek dış dünyaya farklı pencerelerden bakıp, gördükleri farklı görüntüleri farklı düşüncelerle anlatanlar dikkat çekeceklerdir. Dikkat çekmenin maalesef her toplumda cezası vardır. Toplum genelinin razı olduğu duruma başkaldıran her insan toplum gözünde dışlanır. Bireyler, toplum gözünde ötekileştirilerek birçok şeyinin elinden alınacağı için korkarlar. Yönetenler ise farklı düşüncelerini dile getirerek arkasında bir topluluk oluşturacak kişilerden korkarlar. Mümkün olduğunca yönetenler başkaldıran, farklı düşünen, buğuyu silmeye çalışan bireylere anında müdahale ederler. Farklı düşüncelerin toplumun tüm geleceğini unutmamak gerekir. Bu konuda tarih boyunca örnek alınacak yaşantılar mevcuttur. Alman aydınlanmasının kritik isimlerinden birisi olan Martin Luther farklı bakış açısının en güzel örneklerinden birisidir. Toplumun kiralık beyinlerine müdahale etmekle mücadele eden Luther’i yargılamaya başlarlar. Martin Luther duruşma sırasında yargıçlara şöyle seslenir:
"Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz. Sıkıysa cehennemi satsanız ya?
Yargıçlardan biri "Cehennemi kim alır ki?"
Martin Luther: "Ben alıyorum, neyse parası vereyim!"
Bedava verdiler! Martin kapının önüne çıktı, duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye
"Cehennemi satın aldım, benimdir. Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın."
Cehennem korkusu ve kilise baskısından kurtulan halk, özgür beyinlere sahip oldu ve Almanya aydınlanması beş yüz yıl önce başladı. Anlatıdan da anlaşılabileceği gibi farklı yerden bakan kişilere daima ihtiyacımız var. Farklı düşünenleri yargılamaktan ziyade düşüncelerini düşünmeye başlamak daha doğrudur. Toplumdaki herkes benzer şeyleri düşünüyorsa gelişimin yaşanması asla mümkün değildir. Bazen cehennemi satın almak gerekir.