Birlik olamamak gibi bir sorunumuz var bizim. Ne zaman bir araya gelsek, mevsim kış ise, kahvede batak oynarız, yazsa en yakın düğünde halay çekeriz. Başka yok.
Memlekete yön vermek için kafa kafaya verip çalışmamak gibi özrümüz var bizim. İstiyoruz ki birileri gelsin, bizi kalkındırsın, bizde hazıra konalım, sahiplenelim, arkasına geçip fotoğraf çektirelim, “Memlekete nasıl hizmet yaptık ama şekerim” deyip, coşalım.
Gazetecinin görevi her ne kadar haber yapmak, insanları bilgilendirmek, taşıyıcı olmak ve odaklar arasında köprü olmak olsa da, bunların yanında topluma yön vermek, gündem oluşturmak ve eksikleri önerileri ile tamamlamaktır.
İlçe yöneticilerimizin bir birlerinden kopuk olması, bir araya gelmemesi, “NE YAPABİLİRİZ” konusu hakkında fikir alış-verişi yapmaması, her şeyi “BEN BİLİRİM” demesi, “BİZ” olmaktan uzak durması, hizmetler konusunda ve ilçemize kazanç sağlanacak durumların fizibilitesini ferdi olarak düşünmesi, oradan bakınca nasıl görünüyor bilemem ama, buradan bakınca en büyük eksiğimiz olarak görülmekte.
Daha geniş bir yelpaze ile ilçemizin sorunlarına, hep birlikte objektif bir bakışla yaklaşmamız ve toplumsal sorunlarımızı, talep ve çalışmalarımızı “ÇOĞUL” olarak düşünsek fena mı olur?
Uzun süredir ilçemizin Mülki Amirleri ile Sivil Toplum Kuruluşlarının bir masada toplandığını, fikir birliği yaptığını, düşüncelerini paylaştıklarını biz göremedik. Gören varsa haber versin, bir zahmet.
Bu ayrışma; bir kopukluk mu, soğukluk mu, ciddiye almamak mı? Nedir yani? bilemiyoruz. İlçemizin onlarca yılı heba oldu, yanı başımızdaki ilçeler pastanın çileğini kremasını yalayıp yutarken, biz ağzımızın suyuna akıtarak kırıntılarla yetinmek zorunda kaldık.
Önümüzde Ankara-Haymana arası duble yol çalışması, Konya Bağlantı Yolu, Cezaevi’nin açılması ihtimali, yüksekokulun fakülteye dönüştürülmesi hayali, askeri bir birliğin ilçemize kazandırılması, ilçemizin sıcak asfalt sorunlarının çözülmesi, alt ve üst yapı eksiklerimiz, istihdam merkezlerinin oluşturulması, Hükümetten daha iyi hizmet ve yatırım alabilmek, tarih, tarım ve turizm ile ilgili sorunlar yumağı varken, bizlerin bir birimizden kopuk olması kime ne yarar sağlar, anlatında biz de anlayalım.
Mülki amirlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve kanaat önderlerimizi bir masanın çevresinde toplanmasını, eksiklerimizi ve taleplerimizi hep birlikte irdelemeyi, yatırım konusunda “ÇALIŞTAY” oluşturup tek yürek olunmasını arz ediyoruz. Hoş biz çalıştayları pek sevmeyiz, bize “Yatıştay” lazım.
Sokaktaki vatandaş bunları istiyor. Vatandaşlarımız bizlerden ne talep ederse, bizler sizlere bu istekleri iletmekle mükellefiz. Elçiye zeval olmaz. Sokağa sırtını dönmek ise gün gelir vebal olur, an gelir hüsran olur, bir gün birisi ayıbımızı yüzümüze vurur, sonu pişmanlık olur. Olur elbet ama atı alan Üsküdar’ı varır, bize de kendi kendimizi yemek kalır.
Bugünün sorunlarını yarına erteleye erteleye bir hal olduk. Artık gün; her kurum için, her yetkili için, her sorumlu için ve her vatandaş için bir araya gelme günü değil mi? Toplanalım bir masa etrafında, herkes eteğindeki taşları, içindeki derdi, ızdırabı döksün ortaya, bir orta yol bulunur elbet, barış için birliktelik için, ilçemiz için. Ondan sonra çözülecek sorunların adını koyalım. Adını koyalım ki çağırması kolay olsun.
HAFTANIN SÖZÜ: Hayatını değiştiremiyorsan, düşüncelerini değiştir, düşüncelerinle birlikte hayatının da değiştiğini farkedeceksin.
HAFTANIN HABERİ: Ölen vatandaşın arkasından Kur’an-ı Kerim okumak yerine “Noldu Mümtaz n’oldu sana, Azrail niye vurdu sana” diye şarkı söyleyen Y.Y (42) mevta yakınları tarafından dövülerek dışarı atıldı.