Evlenip çoluk çocuğa karıştıktan 5-10 yıl sonra, Haymanalı ailelerde bir kıpırdanma başlıyor. Kamyonlarla umuda, eğitimli çocuk yetiştirme umuduna yolculuk bu. Başka şehirlere, ama genellikle büyük şehirlere. Haymana’da; yeterince eğitim alınamayacağına dair bir saplantı var ya !
ALİ İHSAN YAŞAR; doktor. “Polatlı Can hastanesi’’ başhekimi. ŞEHNAZ BADAY; Anayasa raportörü, ÖMER ÖZKAN; Cerrah. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi. Yüz naklinde dünyayı hayrete düşüren insan. Abbas GÜÇLÜ; Medya’da hatırı sayılan bir güç. Bizim zamanımızdan Serdar SEZER; Hakim. Vs…vs…vs…
Şu anda aklımıza gelen isimler. Bunlar gibi yüzlercesi var. Son derece başarılı ve işinde sivrilen, hatırı sayılır mevkilere gelen hemşehrilerimizden birkaçı. Ortak yönleri ise; Haymana’da en azından belli bir süre eğitim yapmış olmaları. Ta ki üniversiteye kadar tüm eğitim hayatını Haymana’da yapmış ve son derece önemli yerlerde olan; rütbeli asker, öğretmen, doktor, avukat, hemşire, işadamı, siyasetçi ve daha birçok meslekten insan var içlerinde.
Eğitim denince Haymana’nın problemli bir yer olduğu fazlaca abartılmış. Bu sayılan şahıslar uzaydan değil. Hepsi mahallemizin, köyümüzün, kısacası ilçemizin çocukları. Akranımız, ablamız, abimiz, kardeşimiz.
Başka bir sebep yoksa, sırf “eğitim’’ için Haymana’yı terketmenin “ulvi’’ mantığını anlamak zor. Çocuk başka yerin eğitimini alınca sanki; atomu parçalayacak, NASA’da masa başı iş kapacak, uzay mekiklerinde gezegenden gezegen’e koşacak. Varsa kapasitesi, zekası, yeteneği; heryerde sivrilir, rüşd’ünü ispat eder ve yükselerek arşa değer başı. Bu Haymana’da da olur, herhangi bir “X’’ şehrinde de.
Haymana’da eğitim sorunu illaki var. En azından “okul’’ olarak çeşit yok. Ortaya karışık bir “eğitim menüsü’’ koyamamanın ızdırabı var. Ancak “en azından huzurlu bir orta öğretim’’ derseniz, Haymana bu tanıma “cuk’’ oturan bir yer.
Marihuana, Captagon nedir? Diye sorsanız; Haymana bebesi bunu ya bir traktör, ya bir biçerdöğer markası zanneder. Ama metropolde okuyan herhangi bir semtin lise çocuğu, bu UYUŞTURUCU maddelerinin, kimyasal denklemini, förmülünü bile sayar, döker. Burada sigara içen bir liselinin “organ mafyası’’ kadar tedirginliği varken, oralarda bir lise talebesinin uyuşturucu kullanmıyorsa, kız arkadaş bulması bile zordur. “İmaj’’ meselesi herşey.
Abartı değil bunlar. Son aşayiş istatistiklerine göre; uyuşturucu kullanma yaşı büyükşehirlerde çoktan ortaokul seviyesine inmiş. Haraç, gasp, çeteleşme, yuvarlanan kartopunun büyümesi gibi günden güne artıyor. Terör ve yasadışı örgütlerin alt yapısının hazırlandığı birer küçük militan yatakları olmuş, çok yer. Ağacı yaşken eğmenin illegal bahçıvanları olmuş hepsi. “Tinerci gençliğin’’ kurtarılmış bölgeleri var, adım başında. Liseye giden yetişkin çocuğunu sabah okula helalleşerek yollayan ebeveynler var. “Gidipte dönmemek, dönüpte bulamamak var’’ın milenyum hali.
Sınıflardaki aşırı kalabalık, yollarda çekilen sefalet, trafikteki stres gelecek umutlarının ipotekli birer mağduru yapıyor birçoğunu. İşin ekonomik külfeti zaten hem cebi, hem yürekleri dağlıyor.
Tüm bunların ışığında Haymana’daki eğitime “yetersiz’’ demek işin kolay tarafı. Yeterli mi? Elbette değil. Ancak Haymana gibi izbe yerlerin sorunu aslında Türkiyenin eğitim sorunu. Eğitim politikasının, alınan kararların, uygulanmasının, planlanmasının bir sorunu. Yoksa gerisi teferruat. Misal; Tunceli’nin gelişmişlik kriterine bir bakarsanız çok gerilerde. Ancak eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının çok üzerinde. Haymana için bundan daha akılcı bir örnek olabilir mi?
2. Meşrutiyet dönemi Milli Eğitim Bakanlarından Emrullah Efendi “Şu mektepler olmasa, ben milli eğitimi ne güzel idare ederdim’’ demişti. Eğitim bizim gibi yerlerde kötüyse, yaşanılan yerlerde değil, bu sözdeki zihniyetlerin, bu mevkilerde olmasındadır suç...
SAYGILARIMLA.