
Değerli Haymana Gazetesi okurları hepinize iyi haftalar diliyorum. Sizlere bu haftaki yazımda “Mal Rejiminin Tasfiyesi” konusunu anlatacağım. Bununla ilgili tüm detayları bu yazımda bulabileceksiniz.
Mal rejiminin tasfiyesi, mal rejiminin sona ermesi ile birlikte başlamaktadır. Mahkeme tarafından, evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığa geçilmesine karar verilmesi halinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ermektedir. Mal rejimin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda, ölüm ile beraber mal rejimi de sona ermektedir.Edinilmiş mallara katılma rejimi sona erince rejimin tasfiye işlemine geçilir ve tasfiye işlemi sonucunda eşlerin katılma alacağı ile değer artış payı alacağı tespit edilir. Mal rejiminden kaynaklanan talepler/davalar boşanmanın ferilerinden (boşanmaya bağlı) olmadıkları için ayrıca dava konusu edilebilirler.
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut edinilmiş mallar tasfiye edilir. Mal varlıkları, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir. Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki, sürüm (rayiç) değerleri hesaba katılır. Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Taraflar arasında sözleşme ile seçilmiş bir mal rejimi varsa o mal rejimine ilişkin kurallar, mal rejimi sözleşmesi ile belirlenmiş bir mal rejimi türü yoksa kanun uyarınca zorunlu olarak tabi oldukları mal rejimi kuralları uygulanacaktır. Mevcut Medeni Kanun’unun yürürlük tarihi 01.01.2002’dir. Bu nedenle mal paylaşımı konusunda 01.01.2002 tarihinden önceki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar ile bu tarihten sonraki dönemin tabi olduğu hukuki kurallar tamamen farklıdır.
01.01.2002 tarihinden önceki dönemde satın alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa mal ona ait sayılır. Çünkü bu tarihten önce yürürlükte olan Medeni Kanun, eşler arasında yasal olarak Mal Ayrılığı Rejiminin geçerli olduğunu kabul etmekteydi. 01.01.2002 tarihinden sonraki dönemde yürürlüğe giren mevcut Medeni Kanun ise malların yarı yarıya paylaşımı esasına dayanan Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini yasal mal rejimi olarak kabul etmiştir. Yani, eşlerin evlilik içerisinde elde ettiği mallar kural olarak (istisnalar hariç) yarı yarıya paylaşılacaktır. Her iki dönem açısından da en önemli kural şöyledir: Evlenmeden önce alınan mallar kimin üzerine kayıtlıysa onun kişisel malı sayılır ve boşanmada mal paylaşımı hesaplamasına dahil edilmez.
Tasfiye davasını, eşin ölümü halinde sağ kalan eş veya mirasçıları; boşanma veya evlenmenin iptali halinde eşler veya ölmeleri halinde mirasçıları, diğer eşe veya mirasçılarına karşı tasfiye davası açabilirler. Dolayısıyla mal rejimi tasfiyesi davalarında, davanın tarafları; eşler, eşlerden biri veya her ikisi ölmüş ise mirasçıları, duruma göre borçlu eşin alacaklısı ya da alacaklıları da olmaktadır.Mal rejiminin tasfiyesine yönelik bir davanın açılabilmesi için, taraflar arasındaki mevcut mal rejiminin sona ermesi gerekir. Mal rejimin sona erme anı önem taşımaktadır. Nitekim edinilmiş mallara katılma rejiminde mal rejimin devamı süresince edinilmiş mallar dikkate alınır. Mal rejimi sona erdikten sonra edinilen mallar tasfiyede hesabı katılmamaktadır.