
Günümüz insanları birbirlerinin yolunu açmak yerine önlerine engeller koymak ile uğraşıyor. Kendisinin rahatlıkla o yolda ilerlemesinin hesabını yaptığı zihninde bir diğer kişinin zorlukla mücadele etmesi gerektiğininde hesabını yapıyor. Her şeyi kendi elde etmek istiyor. Onun da ötesinde herşey kendinde olsun diğer insanlarda kendisine muhtaç olsunlar istiyor. Maalesef günümüz insanı böyle dostlar. Bencilliğin ve kibirin zirve yaptığı insanların bulunduğu toplum pekte gelişim göremez. Aklın, vicdanın devre dışı bırakıldığı yerde nasıl toplum olabileceksin ki? Hani komşusu açken tok yatan bizden değildi! Bir tarafta iki arabası olan üçüncüyü, beş evi olan altıncı evi almaya çalışırken diğer tarafta çocukları ağlaya ağlaya aç uyuyan insanlar var. 15-20 sene önce ben ve arkadaşlarım yırtık ayakkabılarla okula giderdik. Şimdi de aynı durumu görüyorum. Bir çocuğa bütün imkanları sağlayamayan toplum başaramaz. Siz hiç mahalle aralarında çocuklarla sohbetler edip, onların gözlerindeki hüznü gördünüz mü ? Bir çikolataya hasret olan çocuklara çikolata aldığınızda ondaki mutluluğu hissettiniz mi? Kimse kusura bakmasın bir çocuğun dahi ihtiyaçları karşılanamıyorsa bizler o çocuğun geleceğinin katiliyiz. Çocukların değersiz olduğu, eksiklerinin bağıra bağıra söylendiği, hüznün derinden hissedildiği topluma söylüyorum başaramazsınız. Başarılı toplumlardaki çocuğun önemine bakın isterseniz. Özellikle yurt dışında yaşayan akrabalarınıza sorabilirsiniz. Çocuğun değerinin ölçümünü de burayla kıyasını da yaparsınız. Özellikle şunu da sorun “Yırtık ayakkabıyla okula giden çocuklar var mı?”
Öğrencilik yıllarımda okuduğum bir kitabın içerisinde yengeç teorisi adında bir metne denk gelmiştim. Kovaya bir yengeç koyarsanız çıkar gider. İki tane koyarsanız ufak bir sürtüşme olur yine çıkarlar. 3,4,5 tane yengeç koyarsanız birbirlerine müdahale ettikleri için çıkmaları zorlaşır. Yengeç sayısı arttıkça kovadan hiç bir yengeç dışarı çıkamamaya başlar. Çünkü yengeçlerden birisi oradan kaçıp kurtulmak istese ötekiler hemen yakalarlar. Yengeç sayısı arttıkça kovadan çıkma ihtimali kalmamaya başlar. Aslında bu teori başkalarının avantajlı bir konuma gelmesini engellemeye çalışan insanların zihniyetini tanımlar; böyle bir konuma ulaşmak, onları engellemeye çalışanları doğrudan etkilemese bile. Genellikle "Ben sahip olamazsam, sen de olamazsın" şeklindedir. Kimse benden iyi konumda olamaz hasetliğidir. O zamanlar bu teoriyi okuduğumda bizim toplumu anlattığı düşüncesi zihnimde oluşmuştu. Maalesef bizim toplumumuzda böyle arkadaşlar. Diğer insanları kendimizden aşağı görmek istiyoruz, en kötü ihtimalle bizimle eş değer olsun diyoruz. Daha da kötüsü diğer insanlar bize muhtaç olsun istiyoruz. Elbette herkes aynı değildir ancak sizlerde kabul edersiziniz ki bizim toplumumuzun geneli böyle.
Başaramazsınız! Birbirinizin yolunu açmak yerine taş koymaya devam ederseniz başaramazsınız. Komşunuz açken siz tok yatabiliyorsanız başaramazsınız. Bir çocuğun gözlerindeki müebbet hüznü mutluluğa çeviremiyorsanız başaramazsınız.