
Değerli Haymana Gazetesi okurları hepinize iyi haftalar diliyorum. Bu haftaki köşe yazımızın konusu “Vesayet” konusu olacaktır. Vesayet Türk Medeni Kanunu’nda üçüncü kısımda düzenlenmiştir. Vesayet nedir hukuk tabiriyle vasi ile mal varlıksal veya kişisel haklarının korunması gereken kişi arasında kurulan ilişkidir.
Genel itibariyle kısıtlıların ve velayet altında olmayan küçüklerin menfaatlerinin korunabilmesi için getirilmiş bir kurumdur. Kanun koyucu vesayet düzenlemesi ile vesayet altındaki kişinin mal varlıklarının korunması ve bununla beraber onların temsil edilmesini amaçlamaktadır. Tarafların kendi iradeleriyle bir başkasını kendilerine vasi tayin edebilmeleri gibi bir husus, bir serbesti söz konusu değildir. Türk Medeni Kanunu madde 404 ve devamında kişinin vesayet altına alınması gereken durumlara açıklık getirilmiştir. Buna göre belirtilen durumlarda kişiler vesayet altına alınır: Küçüklük, Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim, Özgürlüğü bağlayıcı ceza, İstek üzerine.
Kanuna göre küçük, 18 yaşını doldurmamış olanlardır. Küçükler anne ve/veya babalarının velayeti altındalardır. Bu halde velayet altına alınmamış küçükler vesayet altına alınır. Kişi eğer yakalandığı akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kendi işlerini göremez hale gelirse veya kişinin korunması bakımı için devamlı olarak birinin yardımına muhtaç ise veya kişi başkalarının güvenliğini tehlikeye sokuyorsa o halde vesayet altına alınır. Savurganlık, Kötü Yaşama Tarzı, Kötü Yönetim, Alkol veya Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Sebebiyle Vasilik; Bu sayılan sebeplerden ötürü kişinin vesayet altına alınabilmesi için kendisini veya ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesinin bulunması gerekir. Bununla beraber devamlı korunmaya muhtaç ve bakıma muhtaç durumda olması veya başkalarının güvenliğini tehdit etmesi gerekmektedir. Özgürlüğü bağlayıcı cezada kişinin vesayet altına alınabilmesi için cezanın bir yıl veya daha uzun süreli bir hapis cezası olması gerekmektedir. Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezası alan kişilere vasi tayin edildiğinde vasi kişinin malvarlığı değerleri ile beraber diğer haklarını da korumakla yükümlüdür. İstek üzerine kısıtlanmayı gerektirecek sebepler ise; Yaşlılık, Engellilik, Deneyimsizlik, Ağır hastalık sayılı sebeplerle vesayet altına alınabilmesi için bu sebeplerden ötürü işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat etmesi gerekmektedir.
Kanundaki düzenlemeye göre kişiye vasi atanması bir yargı kararı ile olacaktır. Kişi kendisi mahkemeden vesayet altına alınmasını talep edebileceği gibi zorunlu hallerin varlığı hallerinde talebe gerek olmaksızın da mahkeme vasi tayinine ilişkin karar verebilecektir. Kişiye vasi atanması ancak sulh hukuk mahkemesinde açılacak vesayet davası ile mümkün olur. Vesayet davasında vesayet altına alınacak kişinin kısıtlı olduğu tespit edilir ve mahkemece kişinin hak ve menfaatlerini korumak üzere bir vasi ataması yapılır. Vesayet davası kapsamında atanan vasi, kişi adına hukuki işlem yapmaya yetkili olur. Bazı işlemlerde tekrar mahkemeden izin alması gerekecektir. Vasilik görevi, vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya vasinin ölümüyle beraber sona erecektir. Bununla beraber vasilik görevinin 2 yıl olduğunu söylemiştik. Eğer süre uzatılmamışsa iki yıllık sürenin dolmasıyla da vasilik görevi sona erecektir. Bazı hallerde vasi görevinden kendisi çekilmek zorunda kalacaktır. Türk Medeni Kanunu madde 481’e göre vasiliğe engel bir sebebin orta çıkması halinde vasi görevinden ayrılmak zorunda kalacaktır. Bazı hallerde vasi vesayet makamı tarafından görevden alınmaktadır. Vasinin vesayet makamı tarafından görevden alınacağı haller şunlardır: Vasinin görevini ağır suretle savsaklaması, Vasinin yetkilerini kötüye kullanması, Vasinin güven sarsıcı davranışlarda bulunması, Vasinin borç ödemeden acze düşmesi.