
Köyler arası turnuvanın ilçe ekonomisine ciddi anlamda katkısı olduğu gerçeği yadsınamaz. Ayakkabıcısı, lokantacısı, bakkalı neredeyse herkes ucundan kıyısından kazandı.
Ekonomik getirisi bir tarafa Haymana’ya devlet dairesinde işi olmasa uğramayacak birçok vatandaş kendi çocuklarını izlemek için koştu geldi. Sırf bu turnuvada daha önce sokaklarda hiç görmediğim simaları gördüm. “Köyümüzün maçı vardı geldik abi. Yemeğimizi yedik, hamama girdik, birkaç parça bir şeyler aldık gidiyoruz” diyorlar.
“Efendim maçlarda kavga dövüş oluyor” diyorlar. Olsun. Olacak. Bu da işin tuzu biberi. Bugün kavga edilir, yarın kucaklaşılır. Sen gerekli tedbirleri alırsın, arada olan hır gür de yemeğin sosu olur. Yeterki ezeli düşmanlığa dökülmesin, kan akmasın. Sokakta oynayan çocuklarda kavga eder. Buraya gelen her sporcu ateşli gençlerden müteşekkil. Koca koca mebuslar mecliste yumruk yumruğa kavga ediyor. Varsın ergenlerde biraz hararetlensin. Çocukluğumuzdaki gibi “Dövüşmeden oynayın guzummm..” denir olur biter.
Taa.. Habil ile Kabil’den gelme bu kavga işi. Büyükler gaz vermesin, araya girsin, “öldür parçala” demesin yeter. Gençler aralarında anlaşır.
Sosyal anlamda da bir güzellik oldu turnuva. Eğer geleneksel hale gelir, her yıl tekrarlanırsa katılım da artar heyecan da. Her köy bir sonraki turnuvanın planını yapar, daha bir heyecanla beklemeye başlar. Haymana uzak köyleri, buraya gelmeyen köylüleri ile daha kaynaştı sanki. Demek ki bazı şeyler istense oluyormuş. Bu konuda emeği geçenleri, elini taşın altına koyanları kutluyorum. Özellikle belediyenin geçen seneden kalma tatsız olaylara rağmen cesur bir karar alarak tekrarlaması da doğru bir hareketti.
Gelelim asıl meseleye. Çocukluğumuzdaki Haymana Güreşlerini hayal meyal hatırlıyorum. Bazıları “Kırkpınar’dan sonra en büyük yağlı güreş organizasyonu Haymana’ydı. Ülkenin en namlı güreşçileri gelir, tüm Türkiye’den güreş meraklıları Haymana’ya akar, ilçe adeta panayır yerine dönerdi” diyor.
Bugün aynı organizasyonun yeniden başladığını düşünsenize. O dev pehlivanların sokaklarda salındığını, her köşe başında haber ajanslarının konuşlandığını, yağlı güreş meraklılarının otelleri, pansiyonları, lokantaları, parkları doldurduğunu hayal etseniz, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Bakın yerel seçimlere 8 ay gibi bir zaman kaldı. Başkan adayları ısınma turlarına başladı, sonbahar ile ceketleri çıkarıp seçim meydanına inerler. Hazır ceketleri çıkarıp Haymana’yı yönetmeye talip olmuşlarken, “Haymana’ya o eski muhteşem yağlı güreşler organizasyonunu tekrar getireceğim” derler mi?
Bence ceplerindeki “Seçim vaatleri” not defterlerine bunu da yazsınlar. Hatta derslerine biraz daha çalışsınlar, güzel bir sunumla meydanlarda anlatsınlar. Haymana sosyal ve ekonomisine yapacağı katkıyı sayıp döksünler. Anlatırken onlar heyecanlansın, dinlerken bizler kıpır kıpır olalım.
Klasik “Seçilirsem park yapacağım, bahçe yapacağım, işyeri-fabrika açacağım” söylemlerini çok duyduk, duyacağız. Haymana’ya sosyal, kültürel, tanınırlık, reel anlamda en kısa yoldan getirisi olan projelerle yola çıkın bence.
“Haymana Yağlı Güreşleri yeniden başlayacak” sloganı ses getirecek, ilgi çekecek ve dikkat edilecek bir çalışma. Hatta “O şu partiden seçime giriyor, arkasında şu kadar köy var” gibi kabak tadı veren lakırdılardan bence daha dişe dokunur bir şey.
Adaylar, aday adayları.. yazın not defterlerinize…Siyasetçi yağlayacığına, eskiden olduğu gibi pehlivan yağlasın bu topraklar. Bakın kim kimin sırtını yere getirecek, göreceğiz…